Tarihi

   Beypazarı Ankara'nın 100 Km batısında, eski Ankara-İstanbul yolu üzerinde bulunmaktadır. Geçmişte olduğu gibi bugünde Ayaş, Güdül, Nallıhan ve Kıbrıscık İlçelerinin ortasında sosyal kültürel ve ekonomik merkez olma özelliğini muhafaza etmektedıir.

Anadolu'nun tarihi seyrine baktığımızda bulunduğumuz toprakların ilk çağda, HİTİT, FRİG, GALAT, ROMA, BİZANS, daha sonra da ANADOLU SELÇUKLU ve OSMANLILARIN egemen oldukları görülmektedir.

Beypazarı Roma döneminde, İstanbul'u Ankara ve Bağdat'a bağlayan önemli büyük tarihi geçit yolları üzerinde bulunmaktadır. İlk adı LAGANİA dır.Bu isim Luwice'dir. Bilge UMAR ‘ın Türkiye deki Tarihsel Adlar adlı kitabında Lagania' nın dökümü yapılmış ve Kaya Doruğu ülkesi anlamına geldiği sonucuna varılmıştır.

M.S. 6.yy a kadar adı Lagania olan Beypazarı' nın adı bu tarihten sonra değişiyor. M.S. 491-518 yılları arasında hüküm süren Doğu Roma (Bizans)imparatoru Anastasios o zamanlar piskoposluk merkezi olan Lagania yı ziyaret ediyor , bu ziyareti atfen Lagania adı, Lagania-Anastasiopolis ( ANASTASİOS kenti )adını alıyor.

Türklerin Sultan Alparslan komutasında Anadoluya girmesinden kısa bir sore sonra Marmara'ya ulaşmaları ile Beypazarı da ilk Türk akıncıları ile karşılaşmış oldu. Selçuklu yönetimindeki Beypazarı konum itibarı ile sık sık göç eden Türkmen boylarına yurtluk yapmıştır.

Bunlardan en meşhuru Kayı boyudur. Selçuklu Sultanlığının kendilerine yurt olarak yer gösterdiği bu Türk boyu Gazi Gündüzalp yönetiminde ilk önce Ankara civarında yerleşmiştir. Osmanlı Devletinin de kurucusu olan Osman Bey'in dedesi Gündüzalp'in mezarının Beypazarı'nın Hırkatepe köyünde olduğu bilinmektedir.

Beypazarı, Selçuklular döneminde İstanbul-Bağdat yolu üzerinde bir ticaret merkezi idi.

Beypazarı'nın tam olarak Osmanlı yönetimine geçmesi, Orhan Bey'in Ankara'yı alması ile başlar. Hüdavendigar (Bursa) Sancağına bağlı bir beylik merkezidir.

Beypazarı 1868 yılından itibaren Siyasi yönetiminde yer değişikliği ile Ankara'ya bağlı bir kaza olarak önemini sürdürmüştür.

Osmanlı Devletinin toprak rejimi ve Askeri sisteminin bel kemiğini oluşturan Tımarlı (Anadolu) Sipahi Merkezlerinden birisi olan Beypazarı; yöredeki Sipahi Beyine ve ticari, ekonomik hayatın yoğunluğuna atfen BEĞ BAZARI diye adlandırılmıştır.

Ankara'dan yola koyulduktan 1.5 saat sonra bir tepeyi dönünce yeşiller arasında beyaz evleriyle, ilçenin İnözü vadisindeki bağlık kesimi apansız karşımıza çıkar. Bunu tepelerin yamaçlarına yaslanmış birbirine sokulmuş, kırmızı kiremitli beyaz evler ve bu dokunun sürekliliğine karşı koyan çıkışları ile canlılık veren minarelerin estetik kompozisyonu izler.

Eski ve yeni olmak üzere ikili bir yerleşme düzeni gösteren kasabanın topoğrafik yapısı oldukça engebelidir. Eski kesim Ankara-İstanbul yolunun kuzeyinde dağların dik yamaçlarına ve vadilere yerleşmiştir. Yerleşmeye uygun olmayan balık sırtı görünümündeki kalker tepeler, eski konut dokusu içinden fışkırarak görsel etki yaratırlar. Yeni gelişen kesim ise eski İstanbul yolunun güneyindeki düzlüklerde ve batıya doğru karayolunun kenarında yer almaktadır.

Çarşı ve geleneksel konutlardan oluşan mahalleler eski kesimdeki karakteristik dokuyu oluşturur. Çarşı geleneksel mahallelerin ortasında diyebileceğimiz az meyilli bir alanda yer alır, kanal içine alınmış Mundarcı deresi 250 dükkanlık çarşının ortasından geçer.

Çarşıdaki dükkanlar genellikle tek katlıdır. İki katlı olanların üst katları depo olarak kullanılır. Yöresel zanaatlardan bakırcılık, gümüş işlemeciliği, ayakkabıcılık ve marangozluk bu güne dek süre gelmiştir. Mahalleler güçlü rüzgarlardan kuzeydeki tepelerle korunmuştur. Böylece çeşitli yükseklikteki topoğrafik yapı buna bağlı organik ve asimetrik yerleşme dokusu zengin bir görsel doku oluşturmuştur.

Beypazarı'nda topoğrafik yapıya bağlı farklı yerleşim düzeni görülür, Meyilli kesimlerde yoğun, meyili daha az olan yerlerde geniş bahçeli yaygın bir oluşum vardır. Meyilli kesimdeki mahalleler mimari karakter açısından farklılık göstermezler.